Hub Sanat Mekan'da Sezonun İlk Sergisi Yeliz Selvi!

1983 yılında Ankara’da doğdu. 2005 yılında Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim
Bölümü’nde lisans, 2008’te Yüksek Lisans 2014 yılında ise Gazi Üniversitesi GSF’de “Heterotopya
Üzerine Görsel Çözümlemeler” adlı tez çalışması ile sanatta yeterlik eğitimini tamamlamıştır. Şu
anda Harran Üniversitesi GSF’de öğretim üyesi olarak çalışmakta ve yurtiçinde ve dışında bireysel
sanatsal çalışmalarına devam etmektedir.
Özellikle İran çağdaş sanatı olmak üzere geleneksel ya da çağdaş sanat ve bunların alt başlıklarını oluşturan
her türlü sanatsal disiplini takip etmekte, belirgin olarak ise figüratif dilin her türlü görsel temsiline yakınlık
duymaktayım.
Kağıda ya da tuvale akrilik tekniğiyle yapılmış bu çalışmalar kısmen belirli referanslarla birbirini tamamlayan
çalışmalardır. Bir seri olarak yapılmışlardır. Birindeki imgeler diğer resimde tekrarlanarak tamamlanmıştır ya
da hareket halindedir ve bu hareket halindeki bazı imgelerin dikkatli bakıldığında sadece uzaklık yakınlık
derecesi değiştiği görülmektedir.Her bir çalışma da gözümüze ilk olarak sıradan bir gerçeklik içinde (doğa ve
doğaya ait olan, organik imgeler) aşkın/fazla (cinsiyet formları, kostümlü insanlar, meyveler vb.) ve
sömürülmüş imgeler (ahtapotlar ya da deniz canlıları) çarpar. Gerçeklik uzamındaki bu imgelerin ontolojik
olarak bulundukları yer vurgusuyla anlaşılmaz bir tarafı vardır. Aynı zamanda bakış tarafından algılanan
gerçekliğe yansıtılan travmatik bir fazlayı ve hafızayı oluşturmaları ile patolojiklerdir. Gerçekliğin sürekli
dokusunda her iki durumda da bir kesinti oluştururlar. Gerçeğe böyle bir müdahale ise zamanı ve mekanı
ortadan kaldıran bir müdahaledir. Resimlerde bahsedilen pasifize olma ya da itibarsızlaştırma da zamanın,
mekanın ve duyguların itibarsızlaştırılmasıdır günümüz toplumuna, değerler sistemine ve karar
mekanizmlarına bir gönderme yapmaktadır.
Bu resimlerdeki imgeler rastgele seçilmemişlerdir. Doğa görünümleri, yakın ve uzak çevreden kendi çektiğim
fotoğraflardan oluşmaktadır ve genellikle mevcut durumda içinde yaşadığım coğrafyaya vurgu yaparlar.
Ahtapotlar ise akla denizi, suyu getirir ve önceki yaşantımın bir parçasıdırlar. Diğer imgeler hayal gücünün bir
temsilidir. Bu üç durumu birleştiren hafızam onları her zamana ve hiçbir zamana ait kılarak zamansızlaştırmış
ve mekansızlaştırmıştır.